Ürün Detayları
mesir çayı; " baharat ve bitkisel karışımlı çay" adıyla sattığımız Özel bir çaydır. 41 çeşit baharattan oluşur. İçerisindeki tarçın, zencefil, karanfil havlıcan, meyankökü gibi her derde deva baharatların yanısıra funda, papatya, rezene, anason gibi vazgeçilmez baharatlar ve diğer tamamlayıcı çeşitlerden oluşur. Mesir Macunundaki afrodizyak, detoks ve midevi sağlık etkisi Mesir çayında aynen bulunur. Ancak Mesir macununda şeker kullanılır. Şeker sevmeyen yada sağlık sorunları nedeniyle şeker kullanımı kısıtlı olanlar için mesir çayı ideal bir seçenektir. içerisindeki meyan kökü kendine has tadıyla şekeri aratmıyacak bir lezzet sağlar. mesir çayı 20 adet süzen poşetten oluşan kutularda sunulmaktadır.
MESİR MACUNU TARİHÇESİ 16. yüzyıl Osmanlı imparatorluğunun 3 kıta da hüküm sürdüğü bir dönemdi. Tüm dünyada dengelerin ekseni İstanbul’du. Dünya padişahları bir çeşit staj denilebilecek şehzadelik dönemlerini Manisa’da geçiriyor, Padişah aileleri huzurlu ve sakin bir kent olan Manisa’yı tercih ediyordu. Yıl 1539 u gösterdiğinde Yavuz Sultan selim büyük seferlerinden birisi için İstanbul dışında iken eşi Hafsa sultan da Manisa’da bulunuyordu. Bir süredir rahatsız olan Hafsa sultanın hastalığı ilerleyince devrin hekimleri sultan için seferber edildi. Ancak sultan bir türlü iyileşemiyordu. Sonunda konu Merkez Muslihiddin Efendi ye kadar ulaştı. Merkez efendi Medresede baş müderris olan ve tıp ilminde uzman değerli bir hekimdi. Hastayı dinledi, muayene etti ve bir takım bitki ve baharat isimleri yazılı olan bir listeyi görevlilere verdi. Getirilen baharatları belli oranlarda karıştırıp şekerle tatlandırıp bir macun hazırladı. Bu macundan yiyen sultan kısa sürede iyileşti. Eskisinden daha sağlıklı ve zinde olduğunu fark eden sultan Merkez efendiye “bu macundan bol miktarda yapalım ve halka dağıtalım, böyle bir şifa deposundan herkes faydalansın” diye buyurdu. Bunun üzerine kazanlar kuruldu ocaklar yakıldı ve tonlarca macun hazırlandı. Hazırlıkları ve olayı duyan halk Sultan camiinin önünde toplandı. Kalabalığa tek tek dağıtımın zor olacağını fark eden görevliler küçük kağıtlara sarılan macunu halka saçmaya başladılar. 1539 nevruza denk gelen bu olay tüm ülkede duyuldu. Ve sonraki yıllarda daha büyük kalabalıklara daha büyük kazanlarla macun hazırlanmaya başlandı. Sultan meydanına gelemeyecek kadar yaşlı ve hasta olanların evlerine kadar gidildi ve macundan yararlanmaları sağlandı. Yüzyıllarca süren bu gelenek Manisa’nın işgal edildiği birkaç yıl dışında hiç aksatılmadan günümüze kadar gelmiştir. Detoks kelimesinin bilinmediği Afrodizyak ın duyulmadığı yıllarda merkez efendinin hazırladığı ve şimdiki uydurma karışımlardan oldukça farklı olan bu macun yüzyıllardan bu güne kullananların referans verdiği mucizevi bir kombinasyondur
|